Bir çok erkek çocuklarla iletişim kurmakta zorlanır. Onların
isteklerini anlamak, buna göre bir duruş sergilemek ve onlarla güçlü bir bağ
kurmak, erkekler açısından daha karmaşıktır. Çünkü erkekler genellikle düz bir
mantıkla olayları değerlendirirler. Oysa çocuklardaki mantık hiç te o kadar
basit ve düz değildir.
Erkeklerin kendi çocukları ile bile aralarında çoğunlukla mesafe vardır. Onlar
bir aile babası, bir otorite ve ya bir yönetici olmak durumunda kalan, toplum
tarafından buna yönlendirilen bireylerdir. Bu yüzden erkeklerin baba figüründen
anladıkları genel olgu, kuralları koyan, işlemesini sağlayan ve ailenin
yönetimini sağlayan kişidir. Oysa artık baba olgusu, hem aileler için, hem de
çocuklar için büyük bir değişim içine girmektedir. Artık baba olmak, çocuğunla
dost olabilmek, birlikte keyifle vakit geçirebilmek ve çocuğunu anlayabilmek
olarak şekil değiştirmektedir. Peki ya üvey baba olmak?
Zaten zor olan bir görevi, daha da zor hale getiren bir olgudur, üvey baba
olmak. Erkeğin dünyasında bir şeye hükmedebilmek, onu belirli kurallara
alıştırabilmek için ilk önce ona sahip olmak gibi bir düşünce vardır. Bu yüzden
kendi ev sınırları içerisinde onun kuralları ile büyümemiş bir çocuk, yeni bir
sıfat sahip olmuş erkek için her daim ürkütücüdür.
Alışmak için zaman lazım. Burada yine eşe çok iş düşer. Aradaki dengeyi
sağlamak, çocuk ve yeni babayı uygun ortamlarda yüz yüze getirmek, çocuğa durumu
iyi ifade edebilmek, erkeğe çocuğu düzgün bir şekilde anlatabilmek gibi. Aslında
aile içerisinde bir çok şeyi kadın yapar. Bunlar görülür ve ya görülmez. Ama
kadın olmak bu yüzden çok zordur. Ve gerçek bir yetenek işidir.