Nişanlılık döneminde dini nikâh yapıldıktan sonra tenha yerlerde gezip dolaşmanın,
telefonla konuşmanın İslâm'daki takva boyutunu açıklar mısınız? (Rumuz: Remziye)
Meselenin fetva boyutu tamamlanmış, arada hiçbir yabancılık kalmamış, artık birer
karı kocasınız, aile birlikteliği kurmuşsunuz.
Bu süreç içinde nasıl hareket ederseniz edin ne bir günaha
ve harama girmiş olursunuz ne de sizi Allah hesaba, sorguya çeker?
Çünkü "nikâh" demek, birbirine nâmahrem olan
erkekle kadının artık birbirlerine helal olmalarıdır. Bundan sonra açık
bir yerde gezer dolaşırlar, tenha ve gizli bir yerde oturup kalkarlar.
Zaten nikâh da ilk baştan bunun için yapılmış, bu amaçla
kıyılmıştır.
Ama dünyanın bin türlü hali vardır, hayat inişli çıkışlıdır,
bugün birbirinizi seversiniz, anlaşırsınız, fakat yarın, düğün öncesinde,
resmi nikâh işlemi yapılmadan bir problem çıkarsa ne yapacaksınız?
Diyelim ki, problemi aşamadınız, anlaşmayı sağlayamadınız,
evliliği yürütemeyeceğiniz ortaya çıktı, ayrılmaktan başka çareniz kalmadı.
Siz hanım olarak boşanmak istiyorsunuz fakat
erkek tarafı ayrılmaya yanaşmıyor. Ne kadar zorda kalırsınız, değil mi?
Bunun için dini nikâh da kıyılmış olsa, resmi işlemler
yapılmadan, düğün merasimi bitmeden, gelinliğinizi giymeden mesafeli durmanızda,
"dinen evli de olsanız" dikkatli hareket etmenizde faydalar vardır.
Bu meselenin "takva boyutu"
değil, saadet ve huzur boyutudur, akıl ve mantık ölçüsünü korumaktır, ihtiyatlı
ve dikkatli davranmaktır.
Bize gelen sorular arasında bu konu çok sık gündeme geliyor.
Evlilik öncesi sıkıntıların birçoğu bu meseleden kaynaklanıyor. Tarafların mağduriyetlerine
bu tür konular sebep oluyor. Onun için hem dini nikâhı hem de resmi işlemleri birlikte
yapmak daha akıllıca oluyor.
Cuma namazı kılması yeterli midir?
Ben namaz kılmaya dikkat eden biriyim. Sadece
cuma namazı kılan biriyle evlenmek için görüşme yapmalı mıyım? Diğer şartları uyuyor.
(Rumuz: Selcan)
Namaz kılmaya dikkat eden bir insanın, normal olarak
evleneceği adaydan ilk beklentisi onun da namazına dikkat eden birisi olmasıdır.
Sebebi ise gayet açık. Eşler arasında namaz konusunda
bir paylaşım ve birliktelik olmayınca diğer konularda haliyle peş peşe aksaklıklar
yaşanabiliyor.
Çünkü namaz beş vakittir. Namazı hayatının bir
parçası olarak gören bir insan bütün işlerini namaza göre planlar, namaza göre ayarlar,
namaza göre sıralar.
Bilir ki, öncelikle Yaratıcı ile sağlam ve sağlıklı bir
bağın kurulması lazım. O irtibat ve ilişki kesintisiz devam ederse, günün diğer
işleri de belli bir düzene girer. Kişi görevini yapmış olmanın verdiği bir rahatlığı
yaşadığı gibi, kalbi ve ruhu da dinlenir, tatlı bir huzur içinde hayatına devam
eder.
Bu görevi sadece cuma namazı ile sınırlayan, cumadan
cumaya Rabbinin huzuruna çıkan bir insan, hafta boyu Yaratıcısı ile bağını zayıflatmış,
ilgisini azaltmış, birlikteliğini askıya almış demektir.
Kendisini yaratan ve yaşatan, bütün ihtiyaçlarını
gören ve karşılayan bir Kudrete karşı ihmal davranan, tembellik eden bir insan eşiyle,
eviyle ve ailesiyle ilişkilerini ne kadar sağlıklı götürecektir, ne oranda başarılı
olacaktır?
Ne kadar götürmeye çalışsa da bu sefer eşine ayak uydurmakta
sıkıntı yaşayacaktır ve zorlanacaktır.
Namaz bir vakit değil iki vakit değil süresi
bir gün değil iki gün değil, her gün ve günde beş vakit gününü
namaza göre ayarlamış birisi olarak eşinizle bir yere gittiğinizi düşünün. Yolda
namaz vakti girdiğinde siz bir an önce namazı kılmak için fırsat kollarken, eşiniz
hiç oralı olmayacaktır; siz "vakit geçiyor" diye heyecan yaşarken, o hiç aldırmayacaktır.
Hayat boyu her vesileyle ayrı düşecek, farklı yaşayacak,
değişik düşüneceksiniz.
İyisi mi, başta anlaşın, baştan kararlaştırın,
ilk görüşmede namaz birlikteliğinizi kurun, ondan sonra yola
çıkın, mesafe alın. Sonradan yorulacağınıza, şimdiden hayata yorgun başlamayın.