İslam açısından küçük yaşta evlendirilmenin değerlendirmesini yapan Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Eğitim Uzmanı İbrahim Ural, evliliğin karşılıklı bir akitten ibaret olduğunu, bunun karşılıklı irade beyanıyla yapıldığını söyledi.
Ural, evlenmek isteyenlerde ''akıl baliğ'' denilen ergenlik çağına gelme şartı arandığını, İslam dininde akıl baliğ olmamış kişilerin evlenmesinin söz konusu olmadığını belirtti.
1917 tarihli Osmanlı Hukuk-ı Aile Kararnamesinde yer alan erkeklerde 18 yaş, kadınlarda ise 17 yaş şartının genel olarak dünyada kabul gördüğünü anlatan Ural, Osmanlı dönemindeki evliliklerin mahalli kadılar tarafından ve ''izinname'' adlı belge düzenlenmek suretiyle yapıldığını, nikahın ilan edilip, düzenlenen törenlerle de topluma duyurulduğunu söyledi.
Günümüzde beşik kertmesi, akrabalıkların yakınlaştırılması veya fakirlik sebebiyle evliliklerin yapılabildiğine dikkati çeken Ural, İslam'a göre küçük yaşta iradesi dışında evlendirilen kişinin, akıl baliğ olduktan sonra zorlamayla yaptığı evliliği tek taraflı feshedebildiğini bildirdi.
İbrahim Ural, şöyle devam etti:
''Küçük yaşta evliliklerin, İslami geleneklere yüklenmesinin ilmi dayanağı yoktur. Dini nikah zaruri olmadığı gibi nikahta akit, ilan, tescil aranıyor. İslam'da 'imam nikahı' veya 'dini nikah' kavramı yok, sadeci nikah var. İki şahit huzurunda, irade beyanıyla evlilik gerçekleştiriliyor. Toplumda evliliğin ilan edilmesi, törenlerle yapılıyor. Resmi nikah kıyılmasıyla İslam dininin evlilik şartları yerine getirilmiş oluyor. Dini nikah daha çok örf, adet ve geleneklerden kaynaklanıyor. Dini nikahta, nasihatler yapılıyor, tövbe istiğfar ediliyor, topluca dualar yapılıyor, dini mesajlar veriliyor. Resmi nikah yapılmasıyla evlilik aktı gerçekleştirilmiş olur.''
Ural, evlilikle ilgili toplumda yanlış ve yaygın bazı geleneklerin ıslahı konusunda yoğun çalışma içerisinde olduklarını, illerin 4'te 3'ünde kurulan Aile Büroları aracılığıyla halkın bilgilendirildiğini söyledi.
ÖRF VE ADETLERİN DEĞİŞTİRİLMESİ
Komisyonu Başkanı Güldal Akşit, belli değerleri değiştirmenin, ortadan kaldırmanın hiçbir topluma fayda getirmeyeceğini savundu.
Amaçlarının gelenekleri değiştirmek olmadığını, yanlış bilgiler konusunda halka doğruların anlatılmasını sağlamak olduğunu belirten Akşit, din adamlarının yaptığı bilgilendirmelerin halk tarafından dikkate alındığını, bu bilgilerin kabul edildiğini söyledi.
Erken yaşta evliliklerin, sağlık ve eğitim alanı başta olmak üzere çok sayıda sorunun kapısını araladığını ifade eden Akşit, ''İnsanların sahip olduğu değerleri ortadan kaldırmak doğru değil. Dini nikahın zorunlu olmaması ayrı, dini nikahın yok sayılması ayrı şeyler. Net bir şekilde, geçerli bir evliliğin nasıl yapılacağı vurgulanmalı. Aslolan resmi nikahtır, nikahı geçerli hale getiren dini nikah değildir'' diye konuştu.
CHP İzmir Milletvekili Canan Arıtman, ''İslam'a göre dini nikah yaptırmanın gerekli olmadığının'' topluma anlatılması gerektiğine dikkati çekti. Arıtman, insanların bilgilendirilmesiyle yanlış örf, adet ve geleneklerden uzaklaştırılacaklarını söyledi.
Arıtman, Komisyon Başkanı Akşit'in ''örf ve adetlerin değiştirilmemesine'' yönelik tutumuna katılmadığını söyledi. Örf, adet ve gelenekler değiştirilmeden çağdaşlaşmanın mümkün olmayacağını savunan Arıtman, bazı toplumlarda uygulanan kız sünnetlerinin son derece vahşi olduğunu, o toplumları bu geleneklerden uzaklaştırmanın gerekli olduğunu söyledi.
DSP İstanbul Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş, resmi ve dini nikah konularının vatandaşa anlatılması gerektiğini söyledi. Ağırbaş, din adamlarının görevlendirilmesinin doğup büyüdükleri yerin dışına yapılması gerektiğini, aynı yörede yetişen imamların oradaki gelenek ve görenekleri özümsediğini dolayısıyla bazı yanlış gelenekleri topluma anlatamayacaklarını söyledi.
Akşit, CHP İzmir Milletvekili Ahmet Ersin'in ''ağır ve tehlikeli işler yönetmeliği konusunda çalışma yapılmasına'' ilişkin başvurusunun kısa sürede gündeme alınarak görüşüleceğini bildirdi. ....